Fon rezaletinin arkasında örgütlü bir yapı mı var
Özet haber: ANAP döneminde patlak veren hayali ihracat haberleri yapıyordum.

İhracat ürünleri limanlarımızdan hareket ediyor, birkaç limana uğrayıp yüklerini boşaltıyor, ihracat yapanlar ise devletten yüklü miktarda teşvik alıyorlardı. İhracatın bir gerçek kısmı vardı bir de hayali olanı. Hayali ihracatta ne gemiler limandan hareket ediyor ne de diğer limanlara uğrayıp yüklerini boşaltıyordu. Hepsi kâğıt üzerinde yürüyordu.
Milyon dolarlık ihracat teşvikleri hayali ihracatçıların cebine giriyordu. Hayali ihracat davaları Ankara’ya en yakın il olan Kırıkkale’de açılıyordu. Hayali ihracat davalarına bakan avukatların Kırıkkale Adliyesi’ndeki tayinlerle yakından ilgilendiklerini tespit ettim. Hâkim ve savcı tayinlerinin ötesine geçmiş, zabıt kâtibi tayinleri yaptırıyorlardı. Bu durumu sorduğumda, “Davaların sonucunu bekle” demişlerdi.
Tayinlerin nedeni bir süre sonra anlaşıldı. Hayali ihracat davalarının çoğu zaman aşımından düştü. Devleti soyanlar bir gün ceza almadan kurtuldu. O bana bir ders oldu. Bu işlerin sadece gemilerini yürüten hayali ihracatçılardan ibaret olmadığını organize bir iş olduğunu fark ettim. Bir de bu meslekte doğru soru sormanın ne denli önemli olduğunu öğrendim.
İLİŞKİ AĞIO nedenle fon kriziyle ilgili olarak bugün sorularla ilerlemek istiyorum. Çünkü sorularla bu ilişki ağını aydınlatmaya çalışacağım. Neden ilişki ağı dedim? Çünkü savcılık soruşturması derinleştikçe, bu işin bir geçmişi olduğu ortaya çıkıyor. Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, fon rezaletini “Halkımızın teveccühü” olarak açıklamaya çalıştı.
Bir teveccühü var ama bunun halkın değil, bazı kudretli isimlerin teveccühü olduğu anlaşılıyor. TERA’nın sahibi Emre Tezmen’in bu ilişki ağının görünen yüzü olduğu anlaşılıyor. Emre Tezmen nüfuzlu kişilerden kendine bir koruma kalkanı oluşturmak istemiş, nüfuzlu kişiler de bu fonlar üzerinden büyük paralar kazanmış. ÇIĞ GİBİ BÜYÜMÜŞFon krizi son 3-4 ay içerisinde bir çığa dönüşmüş.
Adeta felaket geliyorum demiş ama görmesi gerekenler görmemiş, duyması gerekenler duymamış. Meşhur tekerlemede olduğu gibi birileri de “Hani bana hani bana” demiş. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yapılan uyarılar dikkate alınsa rezaletin çapı bu denli büyük olmayacaktı. Şimdi hesap zamanı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda kararlı.
“O paraları getirecekler. Başka yolu yok” diyor. Özellikle büyük vurgun vuran 50 kişi kursaklarına indirdiklerini kusacaklar. Şimdi gelelim sorulara... 130 KEZ UYARILDI MI? İstanbul Borsası tarafından soruşturmayı yürüten birimlere gönderilen raporda şüpheli fonlarla ilgili olarak 2025 yılından bu yana tam 130 kez uyarıda bulunulduğu ancak SPK’nın buna dikkate almadığı ifade ediliyor.
Bırakın 130 defa uyarılmayı 1 defa uyarılsa dahi hemen harekete geçilmesi gerekiyor. Eğer 130 kez uyarıldıysa bu yangın bacayı sardı demektir. İstanbul Borsası 130 kez uyardı mı? SPK bu uyarılar karşısında ne yaptı? Uyarıları dikkate almayan yöneticiler kimlerdi? Hadi JPMorgan ve Morgan Stanley’in uyarılarını dinlemediniz bari İstanbul Borsası’nı dinleseydiniz de ülkeye bu felaketi yaşatmasaydınız.
YASA DEĞİŞTİRİLMİŞFuzulevim, Eminevim gibi evim sisteminde faaliyet gösteren faizsiz sistemler var. Bir de “Katılımevim” var. Pusula Grubu ile birlikte borsa rezaletinin mimarlarından olan Tera’ya devredilmişti. Katılımevi’nin diğer “Evim sistemleri”nden ayrıcalığı var.
4 Mart 2021 tarihinde çıkarılan, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair olan 7292 Sayılı Yasa’nın 3. Maddesinin 2’nci fıkrasında, “Katılımevim” kullanılamaz deniliyor. Çünkü diğer evim sistemlerinde, “Katılımevim” kullanılmıyor. Ancak 1 yıl sonra bu yasa değişiyor. 8 Nisan 2022’de çıkarılan 7394 Sayılı Yasa ile cerrahi bir ameliyat yapılıyor.
Yasanın içinden cımbızla çekip, “Katılımevim” ibaresi çıkarılıyor. Katılımevim’in resmi internet sitesinde yer alan bilgiye göre 2022 yılında BDDK’dan resmi faaliyet lisansı alıyorlar. ARKASINDAKİ GÜÇ KİMBu durumda yine doğru soruyu sorma zamanı. Katılımevim’in arkasındaki güç kimdi? Hangi güç Meclis’te bir cümlelik değişikliği yaptırıp, ‘Katılımevim’in önünü açtı.
Yine resmi internet sitesinde açıklandığına göre ‘katılımevim’ 2024-25 yılında ise Katılım Bankası kurma izni almış. Belli ki örgütlü bir yapı yürü ya kulum demiş. Tera başta olmak üzere fon soygununu gerçekleştirenler son 4 ayda büyük vurgunlara imza atmışlar ama bu işin yapı taşları 2022 yılında döşenmeye başlanmış.
KARŞI ÇIKAN SPK ÜYELERİTera yatırım borsaya açılmak isteyince SPK üyeleri Mutalip Ünal ve Ali Akay fonun yapısının zayıf olduğu ve borsaya açılmaya müsait olmadığı yönünde görüş bildiriyorlar. İmza atmıyorlar. Sonuç ne oluyor? Mutalip Ünal ve Ali Akay 30 Ekim 2022 tarihinde görevden alınıyorlar. Peki Tera ne zaman borsaya açılıyor? 2 ay sonra yani 2022 yılının aralık ayında borsaya açılıyor. Hem de ne açılma...
Sanki okyanusa açılmış gibi yüzdükçe yüzüyor, büyüdükçe büyüyor, öyle bir hale geliyor ki, Koçları, Sabancıları bile geçiyor. Sonuç? Türkiye’nin başına 20 milyar dolara mal olan bir soyguna imza atıyorlar. UNUTULAN SORUBir soruyu ise unutmuşum? Madem sorulardan gittik. Onu da ekleyelim. Biliyorsunuz fon rezaleti patlak vermeden birkaç gün önce Pusula, Tera’ya devredilmişti.
TERA’nın patronu Emre Tezmen sorgusunda, Pusula’yı önemli bir ismin tavsiyesi üzerine aldığını söylemiş. Beni aldı bir merak. Kim acaba bu önemli şahıs?
Kaynak: Hürriyet

